Cilt bakımı, saç bakımı ve güzellik hakkında her şey
0Batık kıl, tıraş, ağda ya da epilasyonla kesilen kılın deri yüzeyine çıkamayıp geri kıvrılarak deriye girmesi ya da kıl kökünün içinde yana doğru büyümesidir. Vücut bu kılı yabancı madde gibi algılar ve sonuç kızarık, kaşıntılı, bazen iltihaplı, sivilce benzeri kabarıklıklardır1,2. Kıvırcık ve kalın kıllı kişilerde, sakal, boyun, bikini bölgesi, koltuk altı ve bacaklarda çok daha sık görülür. Tıraş sonrası tahriş ise bıçağın cildin üst katmanını aşındırmasıyla oluşan yanma, kızarıklık ve küçük kabarıklıklardır. Önlemenin temel yolları: Tıraştan önce cildi ve kılı ılık suyla yumuşatmak; keskin ve temiz bir bıçakla, kıl çıkış yönünde ve aynı bölgeden az sayıda geçerek tıraş olmak; cildi çok gerip "dipten" tıraş olmamak; tıraş sonrası yatıştırıcı ve nemlendirici bakım yapmak. Haftada birkaç kez salisilik asit (BHA) ya da glikolik asit (AHA) gibi nazik peeling içerikleri kullanmak, ölü hücrelerin gözenek ağzını tıkamasını önleyerek batık kıl oluşumunu azaltabilir3. Kılı cımbız ya da iğneyle kazmak enfeksiyon ve leke riskini artırır. Sık tekrarlayan ve iz bırakan batık kıllarda lazer epilasyon en etkili uzun vadeli çözümlerden biridir1.
0Cilt bakımında "kesinlikle birlikte kullanılmaz" denebilecek içerik çifti sanıldığından çok daha azdır. Asıl sorun çoğu zaman içeriklerin birbirini "etkisiz hâle getirmesi" değil, aynı anda çok fazla tahriş edici aktifin cilde yüklenmesidir. Aynı akşam üst üste kullanılmaması gerekenlerin başında retinol/retinoidler ile AHA ve BHA asitleri gelir; bu ikili tahriş, kızarıklık ve bariyer hasarı riskini belirgin şekilde artırır. Benzoil peroksit, klasik retinoidlerden tretinoini1 ve C vitaminini oksitleyerek etkisini azaltabilir; bu yüzden farklı saatlerde kullanılmalıdır. Aynı gün birden fazla peeling (AHA, BHA, enzim, scrub) yapmak aşırı eksfoliasyona yol açar. Buna karşılık sık duyulan "C vitamini ile niacinamide birlikte kullanılmaz" bilgisi güncel formüller için geçerli değildir; bu iki içerik birlikte güvenle kullanılabilir. En pratik kural şudur: Sabah antioksidan ve güneş koruması, akşam tek bir güçlü aktif ve bol nem. Hassas ciltte aktifler farklı akşamlara dağıtılmalı, yeni ürünler tek tek eklenmelidir.
0Melazma, en sık alın, yanaklar, üst dudak ve çenede görülen, genellikle yüzün iki yanında simetrik yerleşen, açık ya da koyu kahverengi, sınırları düzensiz lekelerdir1. Hamilelikte sık görüldüğü için "gebelik maskesi" olarak da bilinir. Kadınlarda ve buğday ile esmer tenlerde çok daha sık görülür. Nedeni tek değildir: Güneş ışığı (UV ve görünür ışık), hormonlar (hamilelik, doğum kontrol hapı, hormon tedavisi) ve genetik yatkınlık bir araya gelerek pigment hücrelerini aşırı çalıştırır1. Melazma kronik ve tekrarlama eğilimi yüksek bir durumdur; tamamen "silinmez", ama doğru bakımla belirgin şekilde açılabilir ve kontrol altında tutulabilir. Bakımın temeli her gün, yıl boyu ve gün içinde yenilenen geniş spektrumlu güneş korumasıdır. Demir oksit içeren renkli güneş kremleri görünür ışığa karşı ek koruma sağlar2. Traneksamik asit3, azelaik asit4, niacinamide, alpha arbutin ve C vitamini gibi içerikler leke görünümünü azaltmaya yardımcı olur. Hidrokinon içeren karma kremler, kimyasal peeling ve lazer gibi tedaviler ise dermatolog kontrolünde uygulanmalıdır. Sert ve tahriş edici uygulamalar melazmayı kötüleştirebilir.
0Hamilelikte cilt bakımının temel kuralı, vücuda emilme ihtimali yüksek ve bebeğin gelişimini etkileyebileceği bilinen içeriklerden kaçınmak, güvenliği iyi bilinen içeriklerle sade bir rutin kurmaktır. Kesinlikle kullanılmaması gerekenler: ağızdan alınan izotretinoin (sivilce ilacı) ve cilde sürülen retinoidler (tretinoin, adapalen, tazaroten). Önlem amacıyla retinol ve diğer A vitamini türevlerinden de kaçınılması önerilir1,2. Hidrokinon (vücuda emilim oranı yüksek bir leke kremi içeriği) ve yüksek oranlı salisilik asit peelingleri de bu dönemde önerilmez1. Genellikle güvenli kabul edilenler: hyalüronik asit, gliserin, seramid, panthenol, niacinamide, azelaik asit, C vitamini, düşük oranlı glikolik ve laktik asit ile çinko oksit gibi mineral filtreli güneş kremleri1,2. Hamilelikte cilt; leke (melazma), sivilce, kuruluk, kaşıntı ve çatlaklar gibi değişimlere daha yatkındır3. Bu yüzden her gün güneş kremi kullanmak ve cildi düzenli nemlendirmek bu dönemin en önemli iki adımıdır. Yeni bir ürüne başlamadan önce, özellikle aktif içerikli ürünlerde, doktorunuza danışmanız gerekir.
0Biberiye yağının saç çıkarabileceğine dair kanıtlar umut verici ama sınırlıdır. En çok alıntılanan çalışma, androgenetik alopesisi (genetik ve hormonal saç dökülmesi) olan 100 kişide biberiye yağı ile %2 minoksidili karşılaştırmıştır. 6 ayın sonunda iki grupta da saç sayısı benzer şekilde artmış, biberiye grubunda saç derisi kaşıntısı daha az görülmüştür1. Fare çalışmalarında biberiye yaprağı ekstraktının, erkek tipi saç dökülmesinde rol oynayan 5-alfa redüktaz enzimini baskıladığı ve saç büyümesini desteklediği bildirilmiştir2. Saçkıran (alopesi areata) hastalarında biberiye yağını da içeren bir esansiyel yağ karışımıyla yapılan bir çalışmada da iyileşme görülmüştür3. Ancak çalışmaların sayısı az, katılımcı sayıları küçüktür; biberiye yağı plasebo ile ve daha güçlü tedavilerle yeterince karşılaştırılmamıştır. Bu yüzden biberiye yağı, kanıtlanmış saç dökülmesi tedavilerinin yerine geçen bir çözüm değil, hafif dökülmede denenebilecek ve saç derisi bakımını destekleyen bir seçenek olarak görülmelidir. Esansiyel yağ mutlaka bir taşıyıcı yağla seyreltilmeli, saç derisine saf olarak sürülmemelidir. Sonuç için en az 6 ay düzenli kullanım gerekir.
0Bağ onarıcı (bond repair) saç bakımı, saç telinin iç yapısını bir arada tutan kimyasal bağları, özellikle de keratin proteinleri arasındaki disülfit bağlarını hedefleyen bir bakım yaklaşımıdır. Saç açıcılar, kalıcı boyalar, perma ve düzleştirme işlemleri ile yüksek ısı bu bağları kırar ya da zayıflatır1,2. Sonuç; kırılgan, esnekliğini kaybetmiş, kolay kopan ve uçları kırılan saçtır. Klasik saç kremleri ve maskeler saç telinin yüzeyini yumuşatıp parlatır; bağ onarıcı ürünler ise saç telinin içindeki yapıya etki etmeyi amaçlar. Bu ürünlerde en sık kullanılan içeriklerden biri Bis-Aminopropyl Diglycol Dimaleate'tir. Kırılan bağların yakınında oluşan serbest uçlarla etkileşerek iç yapıyı desteklediği düşünülür. Bağ onarıcı ürünler özellikle açıcı işlem görmüş, boyalı, sık ısıyla şekillendirilen ve kimyasal işlem görmüş saçlar için uygundur. Ancak bu alandaki bağımsız klinik çalışmalar henüz sınırlıdır. Bu ürünler hasarı tamamen geri döndürmez, saçın daha güçlü ve pürüzsüz görünmesine ve yeni kırılmaların azalmasına yardımcı olur. En iyi sonuç; düzenli kullanım, ısı koruması ve kimyasal işlemlerin sıklığını azaltmakla birlikte alınır.
0Mor şampuan, içerdiği mor pigment sayesinde sarı ve açıcı işlem görmüş saçlarda zamanla beliren istenmeyen sarı-turuncu (bakır) tonları dengeleyen bir bakım şampuanıdır. Renk çemberinde mor, sarının karşısında yer alır; bu yüzden sarı tonun üzerine bırakılan çok ince bir mor katman, sarılığı nötrleştirip saçın daha soğuk ve temiz bir sarı görünmesini sağlar. Mor şampuan saçı açmaz ve kalıcı boya gibi çalışmaz; etkisi geçicidir ve düzenli kullanım gerektirir. Kullanımı: Islak saça uygulanır, sararmanın en belirgin olduğu bölgelere odaklanılarak köpürtülür, saçın durumuna göre 1–5 dakika bekletilip iyice durulanır. Haftada 1–2 kez, diğer yıkamalarda normal bir şampuanla dönüşümlü kullanılması yeterlidir. Çok sık ya da uzun bekletmek saçta lila bir ton bırakabilir. Turunculaşmayı önlemek için mor şampuanın yanında güneş ve ısı koruması, klorlu ve kireçli sudan korunma ve düzenli nem bakımı da önemlidir.
0Kepek, saç derisinin üst katmanının normalden hızlı yenilenip gözle görülür beyaz ya da sarımsı pullar hâlinde dökülmesidir. Temel nedeni, herkesin saç derisinde doğal olarak yaşayan Malassezia adlı mayanın sebumu (saç derisi yağını) parçalaması ve bu sırada açığa çıkan yan ürünlerin bazı kişilerde saç derisini tahriş etmesidir1,2. Yağlı saç derisi, stres, soğuk ve kuru hava, saçı seyrek yıkamak ve kişisel yatkınlık kepeği artırır. Kepek bulaşıcı değildir ve hijyen eksikliğinin göstergesi de değildir. Kepeği azaltmanın en etkili yolu; içinde piroctone olamine, climbazole, çinko pirition, selenyum sülfür, ketokonazol ya da salisilik asit gibi aktiflerin bulunduğu bir kepek şampuanını düzenli ve doğru şekilde kullanmaktır. Piroctone olamine ve climbazole içeren bir şampuanın, orta-şiddetli kepekte yaygın kullanılan çinko pirition şampuanı kadar etkili olduğu gösterilmiştir3. Şampuan saç derisine masajla uygulanıp 2–5 dakika bekletilmeli ve haftada en az 2–3 kez kullanılmalıdır. Sonuçlar genellikle 2–4 haftada belirginleşir. Kızarıklık, yoğun kaşıntı, kalın sarı kabuklar ya da kaşlara, burun kenarına yayılan pullanma varsa dermatoloğa başvurulmalıdır.
0Göz altı torbaları iki farklı nedenle oluşur ve azaltma yolu da bu nedene göre değişir. Geçici şişlik (ödem), göz altındaki ince ve gevşek dokuda sıvı birikmesidir. Tuzlu yemek, alkol, uykusuzluk ya da fazla uyku, alerji, ağlama ve sırtüstü yatmak bu şişliği artırır. Genellikle sabah belirgindir, gün içinde azalır. Soğuk kompres, yeterli uyku, tuz ve alkolü azaltmak, alerjiyi kontrol etmek ve kafein içeren göz ürünleri bu tip şişliğin görünümünü hafifletebilir. Kalıcı torba ise yaşla birlikte göz küresini çevreleyen yağ dokusunun, onu tutan zarın gevşemesiyle öne doğru kaymasıdır1. Genetik yatkınlık da önemlidir. Bu tip torbalar gün boyu aynı kalır ve kremlerle tamamen geçmez. Göz kremleri görünümü bir miktar destekler, ama kalıcı torbaların belirgin şekilde azalması için göz kapağı estetiği gibi klinik yöntemler gerekir. Aniden ortaya çıkan, tek taraflı, ağrılı, kızarık ya da yüzün ve bacakların şişmesiyle birlikte görülen göz altı şişliğinde ise mutlaka hekime başvurulmalıdır.
0Üre, cildin kendi doğal nemlendirici faktörünün (NMF) bir parçası olan, suyu kendine çeken küçük bir moleküldür. Kremlerde iki farklı şekilde çalışır ve bu fark orana bağlıdır1,2. %10'a kadar olan oranlarda esas olarak nemlendirir. Cildin suyu tutma kapasitesini artırır ve bariyeri destekler3,4; kuru ve pürüzlü cilt bakımında kullanılır, düşük oranlar (%2–5) yüze de uygundur. %10–20 arası oranlarda nemlendirmenin yanında kalınlaşmış ölü hücre tabakasını yumuşatmaya başlar; dirsek, diz, tavuk derisi ve pürüzlü vücut bölgeleri için uygundur. %20–40 oranlar ise güçlü bir şekilde sertleşmiş deriyi yumuşatır. Kalın topuk, nasır ve tırnak sorunlarında, genellikle hekim önerisiyle kullanılır. Üre, kuru cilt bakımı için dermatoloji kılavuzlarında önerilen içeriklerdendir5. Çatlak, yara ya da tahriş olmuş ciltte batma yapabilir. Bu yüzden açık çatlaklara ve egzama alevlenmelerine uygulanmamalı, bebeklerde ve küçük çocuklarda hekime danışılmalıdır.
0Panthenol, B5 vitamininin (pantotenik asit) cilde ve saça uygulanabilen öncül formudur; ciltte pantotenik aside dönüşür1. Cilt bakımında en çok kullanılan, en iyi tolere edilen içeriklerden biridir. Ciltte üç temel işi vardır: Nem çeker ve tutar, bariyerin onarımını destekler ve tahriş olmuş cildi yatıştırır. İnsanlarda yapılan çalışmalarda panthenolün cildin nemini artırdığı, su kaybını azalttığı3 ve deterjanla tahriş edilmiş ciltte bariyer onarımını hızlandırıp kızarıklığı azalttığı gösterilmiştir2. Bu yüzden kuru, hassas, tahriş olmuş, güneşte kalmış ya da retinol ve asit kullanan ciltler için çok uygundur. Saçta ise saç teline nüfuz ederek nem tutar, saçın daha yumuşak, parlak ve esnek görünmesine yardımcı olur. Kozmetik ürünlerde genellikle %1–5 oranında kullanılır. Hemen her cilt tipine, hamilelikte ve hassas ciltlerde güvenle kullanılabilir. Alerjik reaksiyon çok nadirdir.
0Seramidler, cildin en üst katmanındaki hücrelerin arasını dolduran yağ (lipid) yapısının ağırlıkça yaklaşık yarısını oluşturan, cildin kendi ürettiği moleküllerdir1. Cildi bir tuğla duvara benzetirsek, hücreler tuğla, seramidler ise kolesterol ve serbest yağ asitleriyle birlikte harçtır. Bu harç, cildin suyunu içeride tutar ve tahriş edicileri dışarıda bırakır. Yaş, kuru ve soğuk hava, sert temizleyiciler, aşırı peeling ve atopik dermatit gibi durumlar ciltteki seramid miktarını azaltır2,3. Seramid içeren kremler, bu eksik harcı tamamlayarak bariyerin güçlenmesine ve nem kaybının azalmasına yardımcı olur. En çok kuru, hassas, atopiye eğilimli ve olgun ciltlere iyi gelir. Retinol ve asit kullananlar için de destekleyici bir içeriktir. Yağlı ciltler de hafif dokulu seramid ürünlerinden faydalanabilir. Seramid, kolesterol ve yağ asitleriyle birlikte kullanıldığında daha etkilidir4. Etiketlerde genellikle Ceramide NP, Ceramide AP ya da Ceramide EOP gibi adlarla yazar.