26 yazı bu kategoride

Üre, cildin kendi doğal nemlendirici faktörünün (NMF) bir parçası olan, suyu kendine çeken küçük bir moleküldür. Kremlerde iki farklı şekilde çalışır ve bu fark orana bağlıdır1,2. %10'a kadar olan oranlarda esas olarak nemlendirir. Cildin suyu tutma kapasitesini artırır ve bariyeri destekler3,4; kuru ve pürüzlü cilt bakımında kullanılır, düşük oranlar (%2–5) yüze de uygundur. %10–20 arası oranlarda nemlendirmenin yanında kalınlaşmış ölü hücre tabakasını yumuşatmaya başlar; dirsek, diz, tavuk derisi ve pürüzlü vücut bölgeleri için uygundur. %20–40 oranlar ise güçlü bir şekilde sertleşmiş deriyi yumuşatır. Kalın topuk, nasır ve tırnak sorunlarında, genellikle hekim önerisiyle kullanılır. Üre, kuru cilt bakımı için dermatoloji kılavuzlarında önerilen içeriklerdendir5. Çatlak, yara ya da tahriş olmuş ciltte batma yapabilir. Bu yüzden açık çatlaklara ve egzama alevlenmelerine uygulanmamalı, bebeklerde ve küçük çocuklarda hekime danışılmalıdır.

Sigara ve alkol, cildi birbirinden farklı yollarla etkiler. Sigara, damarları daraltarak cilde giden kan akışını azaltır; oksijen ve besin taşınması düşer. Aynı zamanda serbest radikal yükünü artırır ve kolajeni parçalayan enzimleri harekete geçirir. Sonuç; solgun ve grimsi bir ten, derin kırışıklıklar (özellikle göz çevresi ve üst dudakta), elastikiyet kaybı ve yara iyileşmesinde gecikmedir. Tek yumurta ikizlerinin karşılaştırıldığı çalışmalarda, sigara içen ikizin yüzünde belirgin şekilde daha fazla yaşlanma bulgusu saptanmıştır. Alkol ise idrar yoluyla su kaybını artırır, damarları genişletir ve uyku kalitesini bozar; bu da ertesi gün donuk bir ten, göz altında şişlik ve kızarıklık olarak görünür. Düzenli ve yüksek miktarda alkol tüketimi rozanın alevlenmesiyle de ilişkilendirilmiştir. İyi haber şu: Ciltteki pek çok etki geri dönüşlüdür. Sigarayı bırakan kişilerde dolaşım haftalar içinde düzelmeye başlar; cilt tonundaki ve dokusundaki iyileşme aylar içinde fark edilir.

Çatlak kremi, cildin hızla gerildiği dönemlerde (hamilelik, ergenlik, hızlı kilo değişimi) cildin nemini ve esnekliğini destekleyerek çatlak oluşma riskini azaltmayı ve yeni oluşmuş çatlakların görünümünü hafifletmeyi amaçlayan bir bakım ürünüdür. Centella asiatica, hyalüronik asit, peptitler ve besleyici yağlar bu kremlerde sık kullanılan içeriklerdir. Dürüst olmak gerekirse, hiçbir kremin çatlakları kesin olarak önlediği gösterilmemiştir; çatlak oluşumunda genetik yatkınlık ve gerilmenin hızı belirleyicidir. Kremler en iyi sonucu, düzenli masajla birlikte ve çatlaklar henüz kırmızı ya da mor renkteyken verir. Beyazlaşmış eski çatlaklar kremle kaybolmaz; bunlar için dermatolojik işlemler gerekir.

Dudak derisi yüzün geri kalanından yapısal olarak farklıdır: Koruyucu üst katmanı çok daha incedir, yağ bezi neredeyse yoktur ve doğal nemlendirici faktörleri sınırlıdır. Bu yüzden dudaklar hızlı kurur, çabuk çatlar ve güneşten daha kolay etkilenir. İyi bir dudak balmında üç işlevin bir arada olması gerekir: nem çekici (gliserin, hyalüronik asit, panthenol), yumuşatıcı (shea yağı, skualan, jojoba, seramid) ve kapatıcı (vazelin, bal mumu, lanolin) bileşenler. Yalnızca nem çekici içeren ve üzeri kapatıcıyla desteklenmeyen ürünler, kuru ortamlarda dudağın kendi nemini çekerek durumu kötüleştirebilir. Kaçınılması gerekenler: mentol, kamfor, nane ve tarçın gibi serinlik-karıncalanma hissi veren maddeler, yoğun parfüm, sitrus uçucu yağları ve tat verici katkılar; bunlar tahrişi ve dudak yalama alışkanlığını artırır. Gündüz kullanımında SPF içeren bir ürün tercih edilmelidir; alt dudak, güneş hasarının en çok biriktiği bölgelerden biridir.

Bronzlaştırıcı yağlar; cildi nemlendiren, yumuşatan ve ışıltılı bir görünüm veren, bronz teni daha canlı gösteren vücut bakım ürünleridir. Bilinmesi gereken en önemli nokta şudur: Bronzlaşma, cildin ultraviyole ışınlarının yol açtığı hasara verdiği bir savunma tepkisidir; yani "sağlıklı bronzluk" diye bir şey yoktur. Bu yüzden bronzlaştırıcı yağ kullanırken güneş korumasından ödün verilmemelidir. SPF değeri bulunmayan (SPF 0) ürünler güneşten korumaz; bunlar güneşte uzun süre kalmak için değil, gölgede, güneşin zayıf olduğu saatlerde ya da güneşlenme sonrası cilde nem ve ışıltı katmak için kullanılmalıdır. SPF 15 gibi düşük korumalı ürünler ise yalnızca kısa süreli ve düşük yoğunluklu güneş maruziyeti için uygundur; uzun süre açık havada kalacaksanız SPF 50 bir güneş ürünü tercih edilmelidir. Açık tenliler, çok sayıda beni olanlar, ailesinde cilt kanseri öyküsü bulunanlar, lekeye yatkın ciltler ve hamileler bronzlaşmayı hedefleyen kullanımlardan kaçınmalıdır.

Tırnaktaki renk değişiklikleri çoğu zaman zararsız ya da tedavisi kolay nedenlerden kaynaklanır: Tırnaktaki küçük beyaz lekeler genellikle fark edilmeyen küçük darbelerle, sarı renk koyu ojeler, sigara ya da tırnak mantarıyla, darbe sonrası morumsu-siyah leke ise tırnak altındaki kanamayla ilişkilidir. Ancak bazı renk değişiklikleri bir sağlık sorununun ilk işareti olabilir. Tırnak boyunca uzanan ve zamanla genişleyen ya da koyulaşan kahverengi-siyah bir çizgi, çevre cilde yayılan koyuluk, sebepsiz ortaya çıkan mavi-mor renk, bütün tırnakların birden beyazlaşması ya da renk değişikliğine ağrı, şişlik veya tırnağın ayrılması eşlik etmesi durumunda vakit kaybetmeden bir dermatoloğa başvurulmalıdır. Yaygın inanışın aksine, tırnaktaki beyaz noktalar çoğu zaman kalsiyum eksikliğinin işareti değildir.

Doğum sonrası çatlaklar, hamilelikte cildin hızla gerilmesi ve hormonal değişimler nedeniyle derinin orta katmanındaki kolajen ve elastin liflerinin zarar görmesiyle oluşur ve hamile kadınların büyük çoğunluğunda görülür. Çatlaklar genellikle kalıcıdır, ancak zamanla renkleri açılır ve belirginlikleri azalır. En iyi sonuç, çatlaklar henüz pembe-kırmızı-mor renkteyken, yani doğumdan sonraki ilk aylarda başlanan düzenli bakım ve tedaviyle alınır. Emzirme döneminde hyalüronik asit, centella, panthenol, üre ve bitkisel yağlar içeren kremlerle düzenli nemlendirme ve masaj güvenle yapılabilir; retinoidler ve bazı güçlü aktifler ise emzirme bittikten sonraya bırakılmalı ya da hekime danışılarak kullanılmalıdır. Beyazlamış eski çatlaklarda lazer ve mikro iğneleme gibi klinik yöntemler daha etkilidir.

Vücut kitle indeksi (VKİ, İngilizce kısaltmasıyla BMI), kilonuzun (kg) boyunuzun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanan bir sayıdır. Örneğin 70 kg ağırlığında ve 1,70 m boyunda bir yetişkinin VKİ'si 70 ÷ (1,70 × 1,70) ≈ 24,2'dir. Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için VKİ'yi zayıf, normal, fazla kilolu ve obez olarak sınıflandırır. VKİ, toplum düzeyinde kilo durumunu değerlendirmek için pratik bir araçtır; ancak kas ile yağı ayırt edemez, yağın vücutta nerede biriktiğini göstermez ve yaşa, cinsiyete ve etnik kökene göre yanıltıcı olabilir. Bu yüzden tek başına değil, bel çevresi ve genel sağlık durumuyla birlikte değerlendirilmelidir. Çocuk ve ergenlerde VKİ, yaşa ve cinsiyete göre hazırlanmış büyüme eğrileriyle yorumlanır.

Vücut analizi (vücut kompozisyon analizi), vücut ağırlığınızın ne kadarının yağ, kas, su ve kemikten oluştuğunu tahmin eden bir ölçümdür. En yaygın yöntem, eczanelerde, spor salonlarında ve diyetisyenlerde bulunan biyoelektrik impedans (BIA) cihazlarıdır: Cihazın üzerine çıplak ayakla çıkıp tutamakları tuttuğunuzda, vücuttan zararsız, çok düşük bir elektrik akımı geçirilir ve dokuların bu akıma direncinden vücut bileşenleri hesaplanır. Sonuçların güvenilir olması için ölçümden önce 3–4 saat yemek yememek, egzersiz yapmamak, alkol ve fazla kafeinden kaçınmak ve tuvalete gitmek gerekir. Kalp pili olanlar ve hamileler bu yöntemi kullanmamalıdır. Vücut analizinde tek bir ölçümden çok, aynı koşullarda tekrarlanan ölçümlerdeki değişim önemlidir.

Eller, yüzden daha ince ve yağ bezi bakımından daha fakir bir cilde sahiptir; üstelik gün içinde defalarca yıkanır ve güneşe açıktır. Bu yüzden el bakımının temeli şudur: ellerinizi ılık suyla ve nazik bir sabunla yıkayın, her yıkamadan sonra krem sürün, bulaşık ve temizlik yaparken eldiven kullanın, el üstlerine güneş kremi sürün ve tırnak etlerini kesmek yerine nemlendirin. Ayaklarda ise parmak aralarını iyice kurulamak, topuk ve tabanlara üre içeren bir krem sürmek ve tırnakları düz kesmek en önemli adımlardır. Geçmeyen çatlaklar, kaşıntılı döküntüler ya da tırnakta beliren koyu bir çizgi için bir dermatoloğa başvurun.

Bölgesel incelme, karın, basen, uyluk ya da kol gibi belirli bir bölgede yağ dokusunu ve çevre ölçüsünü azaltma hedefidir. Yaygın inanışın aksine, yalnızca bir bölgeyi çalıştırarak o bölgeden yağ yakmak bilimsel olarak desteklenmez; vücut yağı genel olarak azalır ve hangi bölgeden önce gideceğini büyük ölçüde genetik ve hormonlar belirler. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve yeterli uyku genel yağ oranını düşürür; bölgesel egzersiz ise o bölgedeki kasları sıkılaştırarak görünümü iyileştirir. Kozmetik kremler yağ yakmaz; cildin daha sıkı ve pürüzsüz görünmesine destek olabilir. Belirli bir bölgedeki inatçı yağ için ise kriyolipoliz gibi klinik yöntemler hekim değerlendirmesiyle uygulanabilir.

Tırnak kırılması neden olur ve nasıl önlenir? Evde bakım, doğru beslenme, törpü teknikleri ve etkili nemlendirme rehberi.