BHA (Salisilik Asit) Nedir? Hangi Cilt Tipleri Salisilik Asiti Tercih Etmelidir?

Salisilik asit, dermokozmetiğin en iyi çalışılmış aktiflerinden biridir ve pratikte “BHA” (Beta Hydroxy Acid) dendiğinde çoğu zaman kastedilen temel molekül budur. Yağda çözünebilen yapısı sayesinde sadece cilt yüzeyinde değil, gözenek içindeki sebum–keratin birikimini hedefleyebilmesi; onu özellikle siyah nokta, beyaz nokta, tıkanmış gözenek ve akne eğilimi olan ciltlerde öne çıkarır. Ayrıca kimyasal peeling uygulamalarında da (özellikle “salisilik asit peeling”) uzun süredir kullanılan bir ajandır.
Bu yazıda salisilik asidin (BHA) ne olduğunu, nasıl çalıştığını, hangi cilt tiplerinde neden daha anlamlı olduğunu, hangi formların ne zaman tercih edilmesi gerektiğini ve klinik çalışmalardan çıkan “gerçekçi” beklentileri detaylı şekilde bulacaksınız.
1) BHA (Salisilik Asit) Nedir?
Salisilik asit (SA); hidroksi asitler grubunda yer alan, lipofilik (yağda çözünebilen) bir asittir. Kozmetikte ve dermatolojide temel olarak:
Komedolitik (gözenek içi tıkaçları çözmeye yardımcı)
Desmolitik/eksfoliye edici (ölü hücrelerin ayrılmasını kolaylaştıran)
Anti-inflamatuar özellikleri olan
bir aktif olarak konumlanır. “Salisilik asit peeling” ve akne bakım rejimlerinde bu nedenle sık kullanılır. Salisilik asidin mekanizması ve klinik kullanımı üzerine kapsamlı bir derleme, yağda çözünen yapısı sayesinde folikül/sebase lipitlerle karışabildiğini ve komedolitik/keratolitik benzeri etkileriyle aknede faydalı olabildiğini detaylandırır.
Pratik çeviri: AHA’lar daha çok “cilt yüzeyi” üzerinde çalışırken, salisilik asit gözenek içine daha iyi nüfuz edebildiği için “tıkanma–siyah nokta” ekseninde daha hedefli bir aktiftir.
2) Salisilik Asit Ciltte Nasıl Çalışır? (Mekanizma)
Salisilik asidin klinikte değerli olmasının sebebi, iki ana noktayı aynı anda hedeflemesidir:
a) Gözenek içi tıkaç (sebum + ölü hücre) döngüsü
Akneye eğilimli ciltte temel süreç; sebum üretiminin artması, folikül ağzında ölü hücre birikimi ve bunun gözenek içinde tıkaç oluşturmasıdır. Salisilik asit, lipofilik olduğu için folikül içindeki sebum fazına karışabilir; bu da komedonların (siyah/beyaz nokta) azaltılmasına yardımcı olur.
b) Yüzeysel hücre bağlarını zayıflatarak daha dengeli dökülme
Literatürde salisilik asidin “klasik keratolitik” gibi değil, daha çok korneodesmozom bağlarını zayıflatarak (desmolitik etki) dökülmeyi düzenlediği anlatılır. Bu etki; pütür, tıkanma ve yüzey düzensizliği üzerinde daha dengeli bir görünüm sağlayabilir.
3) Salisilik Asidin Klinik Olarak Gösterilmiş Başlıca Faydaları
Salisilik asidin etkinliği; ürünün formu, konsantrasyonu, cilt tipi ve kullanım süresiyle doğrudan ilişkilidir. Klinik çalışmalardan çıkan ana fayda başlıkları şunlardır:
3.1 Akne lezyonlarında azalma (özellikle hafif–orta akne)
Yakın tarihli bir prospektif çalışmada salisilik asit içeren bir jel; sebum, bariyer parametreleri ve akne şiddeti üzerinde kısa vadede iyileşme hedefiyle değerlendirilmiştir.
Ayrıca 2024’te yayımlanan bir çalışmada %2 supramoleküler salisilik asit hidrojel, hafif–orta aknede adapalen ile karşılaştırılmış; etkinlik ve tolerabilite açısından karşılaştırmalı veri sunmuştur.
Buradan çıkarılacak doğru beklenti: Salisilik asit, özellikle komedonal/karma tip aknede (siyah-beyaz nokta ağırlıklı) düzenli kullanımda anlamlı bir destek sağlayabilir; ancak ağır inflamatuvar aknede tek başına yeterli olmayabilir.
3.2 Kimyasal peeling formunda aknede klinik etki
Salisilik asit “chemical peel” uygulamaları, akne yönetiminde dermatoloji pratiğinde yıllardır kullanılan yöntemlerdendir. Split-face, rater-blinded randomize kontrollü bir çalışmada salisilik asit kimyasal peeling ile farklı bir yaklaşım karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.
Ayrıca akne için kimyasal peelingleri değerlendiren sistematik derlemeler, RCT kanıtlarını bir araya getirerek bu alanın etkinlik ve kanıt kalitesini tartışır.
3.3 Temizleyici formda (0.5% gibi düşük oranlarda) komedon/yağ dengesi
Komedon eğilimi olan ciltlerde “her gün kullanılan” form, çoğu zaman temizleyicidir. 0.5% salisilik asit içeren mikrojel kompleksli bir temizleyicinin 6 haftalık değerlendirmesini içeren çalışma, akneli ciltte tolerabilite ve klinik görünüm açısından veri sunar.
4) Salisilik Asit Hangi Cilt Tipleri İçin Daha Uygundur?
Salisilik asidi “herkes kullanmalı” diye konumlandırmak doğru değildir. Klinik pratikte en iyi yanıt, belirli cilt profillerinde görülür.
4.1 Yağlı ciltler
Yağlı ciltlerde sebum üretimi yüksek olduğu için gözenek içi tıkanma daha kolay gelişir. Salisilik asit, sebum fazına karışabilmesi ve komedon döngüsünü hedeflemesi nedeniyle yağlı ciltlerde rasyonel bir tercihtir. Salisilik asidin aknede sebum sekresyonunu azaltmaya katkı sağlayabileceğini tartışan derleme de bu mekanizmayı vurgular.
Yağlı ciltte hedef:
Siyah nokta/beyaz nokta azalması
Parlama kontrolü
Gözenek görünümünde daha temiz/dengeli his
4.2 Karma ciltler (özellikle T bölgesi komedonlu)
Karma ciltlerin çoğunda problem; yanakların daha normal/kuruluğa eğilimli olması, T bölgesinde ise tıkanma ve parlama görülmesidir. Bu grupta salisilik asit tüm yüze değil; T bölgesine odaklı veya “durulanan form” (cleanser) şeklinde kullanıldığında daha iyi tolere edilir.
4.3 Akneye eğilimli ciltler (komedonal ağırlık)
Salisilik asit özellikle:
Siyah nokta (açık komedon)
Beyaz nokta (kapalı komedon)
Tekrarlayan tıkanma
problemlerinde anlamlıdır. Akne tedavisinde salisilik asit içeren ürünlerin etkinliğini değerlendiren klinik yayınlar, hafif–orta aknede lezyon sayısında azalma ve iyi tolerabiliteyi raporlar.
4.4 Gözenek tıkanmasına yatkın “pütürlü” cilt dokusu
Komedon eğilimi olan ciltlerde cilt dokusu pütürlü hissedebilir. Salisilik asit, hücrelerin birbirine tutunma bağlarını zayıflatıp daha dengeli deskuamasyona yardımcı olduğu için pütür görünümünde de destekleyici olabilir.
4.5 Sırt/omuz aknesi (vücut aknesi)
Vücut bölgelerinde sebum + sürtünme + terleme kombinasyonu akneyi tetikleyebilir. Bu bölgelerde çoğu kişi “leave-on” ürünleri zor tolere eder; bu yüzden salisilik asit içeren duş jelleri veya temizleyiciler daha pratik olabilir. (Bu kısım genelleme; ürün seçimi bireyseldir.)
5) Hangi Cilt Tipleri Salisilik Asitte Daha Dikkatli Olmalı?
5.1 Çok kuru ve bariyeri zayıflamış ciltler
Salisilik asit eksfoliasyon etkisi nedeniyle kuruluğu artırabilir. Bariyer zayıflığı olan ciltlerde önce bariyer onarımı (seramid, panthenol, kolesterol, yağ asitleri gibi) stabilize edilmeden asit başlamak çoğu zaman tolerabiliteyi düşürür.
5.2 Hassas/reaktif ciltler (rosacea eğilimi olanlar dahil)
Reaktif ciltlerde yanma-kızarıklık eşiği düşüktür. Bu grupta salisilik asit tamamen yasak değildir; fakat:
Düşük oran
Durulanan form
Seyrek kullanım
Yatıştırıcı nemlendirme eşliği
genelde daha güvenli bir yol sunar.
5.3 Aspirin/salisilat duyarlılığı olanlar
Salisilik asit bir salisilattır. Ciddi aspirin alerjisi/duyarlılığı olan kişilerde topikal kullanım konusunda mutlaka hekim görüşü almak gerekir.
5.4 Aynı rutinde çok agresif aktif kullananlar
Aynı dönemde:
Retinoid
AHA
Benzoyl peroxide
Güçlü C vitamini türevleri
kullanılıyorsa, salisilik asit eklemek iritasyonu artırabilir. Burada doğru strateji genellikle “alternans”tır (farklı geceler).
6) Salisilik Asit Hangi Formlarda Bulunur ve Hangisi Ne Zaman Seçilmeli?
6.1 Temizleyici (cleanser)
En güvenli başlangıç formudur. Özellikle:
Hassasiyete eğilimli karma/yağlı cilt
Vücut aknesi
Günlük tıkanma kontrolü
için idealdir.
Klinik çalışmalarda düşük oranlı salisilik asit içeren temizleyicilerin akneli ciltte değerlendirildiği örnekler vardır.
6.2 Tonik / leave-on exfoliant
Gözenek ve komedon hedefinde en “direkt” formdur, ama iritasyon riski cleanser’a göre daha yüksektir. Başlangıçta haftada 2–3 gece gibi planlamak çoğu ciltte daha iyi tolere edilir.
6.3 Serum / jel (leave-on)
Hafif–orta aknede salisilik asit içeren jellerin sebum ve akne şiddeti gibi parametrelerde değerlendirildiği çalışmalar bulunur.
Bu form, spot uygulama veya T bölgesi odaklı kullanılabilir.
6.4 Peeling (klinik uygulama)
Salisilik asit peelingleri daha yüksek konsantrasyonlarla klinik ortamda uygulanır. Akne ve post-akne iz görünümü gibi alanlarda dermatoloji pratiğinde kullanılır; randomize kontrollü çalışmalar bu yaklaşımı değerlendirmiştir.
7) Konsantrasyon ve Sıklık: Evde Kullanım İçin Gerçekçi Çerçeve
OTC (reçetesiz) ürünlerde salisilik asit sıklıkla %0.5 – %2 aralığında bulunur. Bu aralık, tolerabilite ve etkinlik dengesini gözeten yaygın bir banttır. (Ürün formuna göre his farklılaşır.)
Genel, güvenli başlangıç protokolü (örnek):
Hafta 1–2: Haftada 2 gece (leave-on ise), veya günlük cleanser
Hafta 3–4: Toleransa göre gün aşırı
Sonrası: Yağlanma/komedon yoğunluğuna göre haftada 3–5 gece
“Her gün daha çok sürersem daha hızlı geçer” yaklaşımı salisilik asitte sık yapılan hatadır. İritasyon, bariyeri bozarak akne döngüsünü uzatabilir.
8) Salisilik Asit Nasıl Kombinlenir?
8.1 Nemlendirici ile birlikte kullanmak şart mı?
Özellikle leave-on formlarda evet, çoğu kişi için şart. Çünkü asitler:
Bariyerde geçici zayıflama
Kuruluk
Hassasiyet
geliştirebilir.
Nemlendiricide aranan ana başlıklar:
Seramid/kolesterol/yağ asitleri (bariyer)
Panthenol/allantoin (yatıştırıcı)
Glycerin/hyalüronik asit (nem tutucu)
8.2 Retinol ile birlikte olur mu?
Olur; ama aynı gece üst üste değil, çoğu kişi için daha iyi strateji alternanstır:
1 gece salisilik asit
1 gece bariyer/nem
1 gece retinol
1 gece bariyer/nem
8.3 C vitamini ile birlikte olur mu?
Bazı ciltlerde olur, bazı ciltlerde iritasyon yapabilir. Pratikte “C vitamini sabah / salisilik asit akşam” ayrımı çoğu kişi için daha konforludur.
9) Yan Etkiler, Uyarılar ve Ne Zaman Durmak Gerekir?
Salisilik asidin en sık yan etkileri:
Kuruluk
Pullanma
Hafif yanma/kızarıklık
Hassasiyet
Bu etkiler hafif düzeydeyse sıklık azaltılarak yönetilebilir. Ancak şu durumlarda kullanım kesilip değerlendirme yapılmalıdır:
Şiddetli yanma
Yaygın kızarıklık/ödem
Kabuklanma/çatlama
Egzama benzeri alevlenme
Klinik derlemelerde salisilik asidin tolerabilitesinin ürün aracına ve konsantrasyona bağlı olduğu, bazı formların daha irritan olabildiği vurgulanır.
10) “Gözenekleri Küçültür mü?” Sorusu: Klinik olarak doğru cevap
Gözenekler anatomik yapılardır; tamamen “yok olmazlar”. Ancak gözenek görünümü şu iki nedenle büyür:
Gözenek içi doluluk (sebum + keratin)
Elastikiyet kaybı
Salisilik asit birinci eksende güçlüdür: tıkanıklığı azaltarak gözeneklerin daha “temiz” ve daha az belirgin görünmesine yardımcı olabilir. Bu yüzden “gözenek sıkılaştırma” iddiası, doğru anlatıldığında aslında “gözenek görünümünü azaltmaya yardımcı” anlamına gelir.
11) Hangi Cilt Tipleri Salisilik Asiti Tercih Etmelidir? (Net Özet)
Aşağıdaki profillerde salisilik asit genellikle ilk sıralarda düşünülür:
✅ Tercih etmesi mantıklı olanlar
Yağlı cilt + siyah nokta/beyaz nokta
Karma cilt + T bölgesinde komedon
Akneye eğilimli cilt (hafif–orta, komedonal ağırlık)
Gözenek tıkanmasına yatkın pütürlü doku
Sırt/omuz gibi vücut aknesi (özellikle cleanser formu)
Bu etkinlik profili, salisilik asit içeren topikal ürünlerin akne yönetiminde değerlendirildiği klinik çalışmalar ve derlemelerle uyumludur.
⚠️ Daha dikkatli olması gerekenler
Çok kuru cilt (özellikle leave-on formlarda)
Atopik/egzama eğilimli cilt (alevlenme döneminde)
Rosacea/çok reaktif cilt
Aspirin/salisilat duyarlılığı olanlar
Aynı anda çok güçlü aktif kullananlar
12) Klinik veriler ışığında “ne kadar sürede sonuç verir?”
Salisilik asitte en sağlıklı değerlendirme penceresi genellikle:
2–4 hafta: tıkanma ve doku hissinde ilk değişim
6–8 hafta: komedon sayısında daha net azalma
8–12 hafta: daha stabil görünüm (uygun rutin + SPF + bariyer desteği ile)
Bu aralıklar, akne çalışmalarının değerlendirme süreleriyle de uyumludur (ör. 6 haftalık temizleyici çalışmaları, 21 günlük prospektif değerlendirmeler ve daha uzun dönem akne karşılaştırmaları).
13) Sık Sorulan Sorular (Kısa, net)
Salisilik asit her gün kullanılır mı?
Cilt toleransına bağlı. Yağlı ciltler bazı formları günlük tolere eder; hassas ciltler genelde gün aşırı/seyrek daha iyi tolere eder.
Sivilceyi “kurutur” mu?
Komedon ve tıkanma döngüsünü hedeflediği için lezyonların görünümünde azalma sağlayabilir; ancak amaç “kurutmak” değil, tıkanmayı çözmek + inflamasyonu azaltmaya destek olmak olmalıdır.
Hamilelikte kullanılır mı?
Bu, klinik olarak kişisel bir karardır; hamilelikte topikal aktifler için hekim görüşü en güvenlisidir.
Sonuç: Salisilik asidi doğru ciltte, doğru formda kullanmak
Salisilik asit (BHA), özellikle yağlı/karma ve akneye eğilimli ciltlerde gözenek içi tıkanmayı hedefleyen en rasyonel dermokozmetik aktiflerden biridir. Klinik çalışmalar ve derlemeler; hem leave-on ürünlerde hem de kimyasal peeling uygulamalarında akne ve komedon yönetiminde kullanılabildiğini göstermektedir.
Ancak başarının anahtarı şudur:
Doğru form + doğru sıklık + bariyer desteği + güneş koruması.
Bu dört unsur birlikte ilerlediğinde, salisilik asit ciltte daha temiz gözenek görünümü, daha dengeli sebum hissi ve daha pürüzsüz doku için güçlü bir araç haline gelir.






